Ödül ve Ceza Yerine Doğal Sonuçlar: Sabır İsteyen Yöntem
Ödül ve ceza davranışı hızla değiştirir ama sonucu öğretmez. Doğal sonuçlar yavaş işler, karşılığını ergenlikte verir.
Çocuk yine ayakkabılarını kapının önüne atmış. Ebeveyn üçüncü kez uyarıyor, sonra ceza geliyor: bu akşam televizyon yok. Ertesi gün aynı sahne, aynı ceza. Bir süre sonra ceza etkisini yitiriyor ve büyütülmesi gerekiyor. Ödül tarafında da aynı döngü işliyor: ödevini yaparsa çikolata, sonra çikolata yetmiyor, oyun süresi, sonra o da yetmiyor. Aile kendini sürekli fiyat artıran bir pazarlıkçı gibi hissediyor.
Ödül ve ceza sistemleri kısa vadede işe yarar, çünkü davranışı hızla değiştirir. Ama bir şeyi öğretmezler: davranışın kendi sonucunu. Çocuk ceza almamak için toplanır, ödül almak için çalışır. Ortadan yetişkin kalktığında davranış da kalkar.
Doğal sonuç nedir
Doğal sonuç, yetişkinin eklemediği, davranışın kendisinden doğan sonuçtur. Montunu almadan çıkan çocuk üşür. Kahvaltıyı geciktiren çocuk servisi kaçırır. Oyuncağını dikkatsizce kullanan çocuk oyuncağını kırar. Bu sonuçlar öğreticidir çünkü çocuk onları ebeveynin keyfi kararı olarak değil, dünyanın işleyişi olarak algılar.
Ebeveynin buradaki rolü sonucu engellemek değil, güvenli sınırlar içinde yaşanmasına izin vermektir. Elbette tehlike, sağlık riski ya da telafisi imkânsız durumlarda müdahale şarttır. Ama gündelik hayatın büyük kısmı, küçük ve zararsız sonuçlarla doludur ve bu sonuçlar en iyi öğretmenlerdir.
Mantıksal sonuç: doğal olmadığında
Her davranışın doğal bir sonucu olmaz. Duvara resim yapan bir çocuğun doğal sonucu yoktur; duvar öylece durur. Bu durumda mantıksal sonuç devreye girer: duvarı temizlemek. Mantıksal sonuç, davranışla anlamlı biçimde bağlantılıdır ve amacı ceza değil onarımdır.
Cezayla arasındaki fark ton ve bağlantıdır. Duvara yazdığı için tabletini almak cezadır; bağlantısızdır ve öfke içerir. Duvarı birlikte silmek ise sonuçtur; bağlantılıdır ve sorumluluk öğretir. Çocuk ikincisinden "yaptığım şeyin bir bedeli var ve onu düzeltebilirim" dersini çıkarır. Bu ders, "yakalanmamalıyım" dersinden çok daha değerlidir.
Sonuç yaşanırken ne yapmalı
Sonucun öğretici olmasının tek bir şartı vardır: eşlik eden bir ders anlatımı olmaması. "Gördün mü, söylemiştim" cümlesi bütün etkiyi siler. Çünkü çocuk artık kendi hatasına değil, ebeveyninin haklılığına odaklanır ve savunmaya geçer. Öğrenme, savunmadayken durur.
Yapılması gereken sade bir eşliktir: "Üşüdün, biliyorum kötü bir his. Yarın ne yapmak istersin?" Bu cümle çocuğu suçlamaz, sonucu tanır ve planlamaya davet eder. Empati ile sonucun bir arada bulunması, çocuğun hem güvende hem sorumlu hissetmesini sağlar.
Sabır meselesi
Bu yaklaşımın en zor tarafı hızlı olmamasıdır. Ceza anında etki eder; doğal sonuç haftalar sürebilir. Sabahları geç kalan bir çocuğun kendi ritmini bulması bir ayı bulabilir ve bu süreçte aile birkaç kez okula geç kalmayı göze almak zorunda kalır. Çoğu ebeveyn tam da bu noktada vazgeçip eski yönteme döner.
Oysa yatırımın karşılığı ergenlikte alınır. Küçükken kendi sonuçlarını yaşamış bir çocuk, on beş yaşında dışarıdan kontrol edilmeye daha az ihtiyaç duyar. Çünkü karar vermeyi ve sonuçlarını taşımayı çoktan öğrenmiştir. Ödül ve cezayla büyüyen çocuk ise aynı yaşta hâlâ bir denetleyici arıyordur.
Hepsini birden bırakmak gerekmez
Ödül ve cezayı hayattan tamamen silmek gerçekçi bir hedef değildir. Bir başarıyı kutlamak, bir emeği takdir etmek doğaldır ve çocuğa iyi gelir. Sorun, bunların gündelik davranışı yönetmenin ana aracı haline gelmesidir. Yani mesele takdirin varlığı değil, takdirin pazarlık aracına dönüşmesidir.
Ailenin kendine sorabileceği basit bir soru var: "Bu çocuğun yaptığı şeyi, ben yanında olmasam da yapar mıydı?" Cevap hayırsa, muhtemelen dışarıdan bir motivasyon kaynağı kurulmuştur. Amaç, o kaynağı yavaş yavaş çocuğun içine taşımaktır. Doğal sonuçların yaptığı iş tam olarak budur.
Bu geçişi kolaylaştıran bir alışkanlık da kuralları önceden konuşmaktır. Sonuç, olay anında icat edildiğinde ceza gibi görünür; önceden bilindiğinde ise anlaşmanın parçası olur. "Oyuncakları toplamazsak akşam oyun için yer kalmıyor" cümlesi sakin bir anda kurulduğunda, sonuç geldiğinde çocuk şaşırmaz. Öngörülebilirlik, sonucun öğretici olabilmesinin en önemli koşuludur.
Ebeveynin kendi tepkisini gözlemlemesi de bu yöntemin bir parçasıdır. Doğal sonuçlara geçmek isteyen çoğu aile, asıl zorluğun çocukta değil kendi sabırsızlığında olduğunu fark eder. Hemen düzelmesini istemek, hemen müdahale etmeyi doğurur. Oysa bir adım geri çekilip beklemek, çocuğa kendi çözümünü bulma alanı açar ve çoğu zaman bu alan sanıldığından daha verimlidir.