Hatay An

Bir an dur, hayatı kurcala, burçları keşfet

Kişisel Gelişim

Üniversite tercih döneminde ailenin doğru tutumu

Tercih listesini gencin hayatı belirler, ailenin beklentisi değil. Bilgi vermekle yönlendirmek arasındaki ince çizgi.

Tercih dönemi, ailelerin belki de en çok konuştuğu ama en az dinlediği zaman dilimidir. Uzun bir sınav maratonunun ardından gelen bu birkaç hafta, evde beklenmedik bir gerilim yaratır. Herkesin bir fikri vardır: akrabaların, komşuların, tanıdıkların ve elbette ailenin. Bu kalabalık içinde en zor duyulan ses, kararı yıllarca yaşayacak olan gencin sesidir. Oysa tercih listesi, ailenin değil onun hayatını biçimlendirir.

Bilgi vermek ile yönlendirmek arasındaki ince çizgi

Ailenin en değerli katkısı bilgi toplamaktır. Bir bölümün ne öğrettiği, hangi derslerden oluştuğu, mezunlarının ne iş yaptığı, şehrin yaşam koşulları, barınma imkânları gibi konular ciddi araştırma ister ve genç bunları tek başına toplamakta zorlanabilir. Ancak bilgi sunmak ile karar dayatmak farklı şeylerdir. "Şu bölümün müfredatına baktım, şunlar var" cümlesi kapı açar; "bu bölüm sana göre değil" cümlesi kapıyı kapatır.

Bu dönemde en sık yapılan hata, kendi hayatındaki eksik kalmış tercihleri gencin listesine yazmaktır. Ailenin bir zamanlar okuyamadığı bölüm ya da mesleğinde gördüğü zorluklar, farkında olmadan öneri kılığına girer. Bu öneriler samimidir ama gencin gerçek eğilimini gölgeleyebilir.

Meslek beklentisinin değişkenliği

Bugün gözde görünen alanların on yıl sonra aynı yerde olacağının garantisi yoktur. Bu belirsizlik, "garantili bölüm" arayışını çoğu zaman yanıltıcı kılar. Daha sağlam bir ölçüt, gencin o alanın gerektirdiği çalışma biçimine dayanıp dayanamayacağıdır. Sürekli sayıyla uğraşmak, uzun metin okumak, insanlarla yoğun temas kurmak ya da laboratuvarda saatlerce durmak birbirinden çok farklı yaşamlardır.

Bir bölümü tanımanın en pratik yolu, o bölümde okuyan ya da mezun olmuş biriyle konuşmaktır. Yarım saatlik gerçek bir sohbet, sayfalarca tanıtım metninden daha fazla şey anlatır. Aile bu görüşmeleri ayarlamada aracı olabilir; karar aşamasına ise karışmadan.

Puanın ötesindeki değişkenler

Tercihi yalnızca puana göre yapmak yaygın bir eğilimdir ama eksik bir yaklaşımdır. Şehrin uzaklığı, yaşam maliyeti, yurt imkânı, kampüsün yapısı ve gencin kalabalık ya da sakin ortamlarda nasıl hissettiği en az sıralama kadar belirleyicidir. Kendi başına yaşamaya hazır olmayan bir genç için çok uzak bir şehir, akademik olarak iyi bir tercih olsa da zorlu bir yıl anlamına gelebilir.

Bu konuların tercih listesi yazılmadan önce açıkça konuşulması gerekir. Bütçe sınırları varsa bunları saklamak yerine paylaşmak, gencin gerçekçi bir liste kurmasına yardım eder. Sonradan öğrenilen kısıtlar hayal kırıklığı yaratır.

Karar sonrası ailenin tavrı

Liste onaylandıktan sonra ailenin tutumu, sürecin en kritik parçasıdır. Sonuç beklenenden farklı çıktığında söylenen "ben demiştim" cümlesi, gencin kendi kararlarına güvenini uzun süre zedeler. Buna karşılık kararın arkasında durmak, bölüm beğenilmese bile ilk yılı sabırla izlemek, gencin kendi yolunu düzeltme becerisini korur.

Yanlış bir tercihin telafi edilebilir olduğunu hatırlatmak da rahatlatıcıdır. Yatay geçiş, çift anadal, yan dal, bölüm değiştirmek ya da yeniden sınava girmek yolun sonu değildir. Tercih dönemini hayat boyu sürecek tek ve geri dönüşsüz bir karar gibi anlatmak, gereksiz bir baskı üretir. Sakin bir aile tutumu, gencin hem daha isabetli seçmesini hem de seçtiği yerde daha uzun süre durabilmesini sağlar.

Kararı gencin sahiplenmesi

Tercih sürecinde en çok gözden kaçan ayrıntı, kararın kime ait hissedildiğidir. Aile baskısıyla yazılmış bir liste, sonuç ne olursa olsun gencin motivasyonunu zayıflatır; zorlandığı ilk dönemde "zaten ben istememiştim" cümlesi devreye girer. Buna karşılık kendi seçtiği bir bölümde zorlanan genç, çözüm arama sorumluluğunu da üstlenir.

Bu nedenle son karar aşamasında ailenin geri çekilmesi, sürecin en değerli katkısıdır. Fikir söylenir, gerekçeler paylaşılır, riskler konuşulur; ancak kalemi tutan el gencin eli olur. Bu deneyim, yalnızca bir bölüm seçimi değil, ilerideki bütün büyük kararlar için bir prova niteliği taşır. Kendi tercihinin sonuçlarını taşımayı öğrenen bir genç, hayatın sonraki eşiklerinde çok daha az tereddüt eder.